23.07.2023

"SENi NEDEN MüZiK PiYASASINDA GöREMiYORUZ?" DiYE MERAK EDENLERE CEVAP VERMEK iSTiYORUM


... merhaba, öncelikle ...

... gerek beni bugüne kadar zâten iyi kötü tanıyor/tanımış olanlar, gerekse yeni tanıştığımız insanlar arasında benim kendi çapımda müzik yapmaya çalıştığımı, kendimce bestelerim falan olduğunu bilenler/öğrenenlerin çoğundan genellikle "gâyet güzel şarkıların var, seni neden müzik piyasasında göremiyoruz?" vb. sorulara, konuyu tekrar toparlamak adına yanıt vermek istiyorum, izninizle ...

... şimdi öncelikle hani eğer para kazanıyorsan 'profesyonelsin', 'öylesine' veyâ "sırf müzik yapmayı sevdiğin için müzik yapıyor" isen 'amatörsün' gibi bir şartlandırılmışlığın böyle dogmamsı, doktrinimsi bir dayatmayla sanki mutlak gerçek buymuş gibi algılanıyor olmasını ve bunun sorgulanmıyor oluşunu fenâ bir biçimde ayağımın tersiyle falsolu volley şekilde cehennemlerin te en diplerine falan şutlamak istediğimi belirteyim ...

... bu ayrıca yalnızca müzik veyâ genel anlamda sanat düzlemi ile değil, tüm 'meslekler' ile ilgili genel bir delüzyon ve büyük bir manipülasyon çünkü, ki hattâ hadi çok da öyle kaba kaçmaması adına "bence" diye de ekleyeyim şimdilik, fakat bunun eninde sonunda tüm diğer yanıltmacalar, yanılmalar aldatmacalar, aldanmalar, tuzaklar ve tezgâhlar gibi gün yüzüne çıkıp tüm insanlıkça kanıtlı bir biçimde idrâk edileceğini de iddiâ ediyorum resmen.

... benim görüşlerime, sohbetlerime bugüne kadar şâhit olanlar bilirler ki, yeryüzünde şu ana kadar insanlığa sinsice ve gaddarca dayatılmış olmasına rağmen, bireye - bunun 'gönüllü' veyâ 'kendisine sorulmadan' mı olduğu tartışması bi yana, kendi bunun içine doğduğu için otomatik olarak "bu hep böyleydi" gibi bir kitlevî hipnozu bizzat daha kendi zihninde - bilinçdışı onaylatılarak bu çağda hâkim kılınan mevcut parasal ve siyâsal sistemin insanlığın aleyhine ve ölümüne zararına kurulmuş ve hepbirlikte birleşilerek bertaraf edilmesi zorunlu bir kötücül tezgâh olduğunu tekrar edip duran biriyim şahsen.

... bu anlamda ve bu doğrultuda da, zaten küçük yaştan itibâren tavırlı olduğum bu tezgâha yıllar evvel radikal bir biçimde karşı koyma kararı aldım kendimce.

... neyse, uzun lafın kısası, ki özetlemeye çalışmazsam bunun izahı sizleri de kendi tarafıma çekmek adına bir iknâ çabasına ve propagandamsı bir empoze ediş kalkışmasına dönüşecek, ve bunu istemiyorum, çünkü iknâ çabası ile 'bu tarafa' geçtiğini zannetiğimiz insanların aslında hâlâ 'diğer tarafta' kaldıklarını gözlemledik, dolayısıyla bireyin 'bu tarafa' maalesef anca kendi kendine bir idrâk ile geçebildiğini bildiğimiz için kestirmeden kısa yoldan tamamlamaya çalışayım;
ister anlayın, ister anlamayın, ister anlayış gösterin, ister göstermeyin, ben artık mümkün olabildiği ölçüde kesinlikle her bir emeğin HERHANGi bir karşılık beklentisi olmaksızın gönülden icrâ edilmesini savunmayı seçtiğim için, aç da kalsam, 'îtibarsızlaştırılma' trendine de kurban edilsem, 'sorumsuzlukla' ve 'aylaklıkla' da suçlansam, hiçbir biçimde hiçbir 'işten' herhangi bir biçimde 'para kazanmak' istemiyorum, ve 'kazanmıyorum' da, uzun süredir.

... ha, tembel falan değilim, herhangi bir işe gönüllü olduğumda onu elimden geldiğince en özenli bir biçimde yerine getirmeye çalıştığımı, ve imkânlar ve koşullar dâhilinde de gâyet başarılı olabildiğimi beni iyi tanıyanlar da gâyet iyi bilirler.

... ha, bunu dediğimde "kardeşim, iyi de, parasız nasıl hayatta kalacağız ki?" gibi ânında tepkisel retorik sorular gelmiyor mu, geliyor elbette, ve herkes benim kadar şanslı değil, ve şanslı derken de sakın öyle hani zengin âile çocuğu falan olduğum da sanılmasın, bir analiz kesiti alacak olursak, gâyet ortalama anlamda 'orta hâlli' bir âileyiz, yâni ağabeylerim, ablam, onların eşleri çocukları, yaşlı babamdan ve şu an çoktan benim boyumu geçmiş olup 'üniversite' çağına gelmiş oğlumdan müteşekkil çekirdek âilemiz olarak, hayır, 'şanslı' derken, beni hoşgörüyorlar, tolere ediyorlar ve durumu ellerinden geldiğince idâre ediyorlar, o anlamda şanslıyım, yoksa kalkıp da hiçkimseye "siz de benim yaptığımı yapın" falan demiyorum, aslâ.

... bu nereye kadar böyle gider, bilmiyorum.

... dünyadaki bu mevcut zırvalığı tekbaşıma değirmenle savaşarak bertaraf edemeyeceğimi de biliyorum.

... bu anlamda sosyal medya üzerinden ve 'gerçek hayatta' sürdürmeye çalıştığım aktivizmin belki benle aynı veyâ benzer görüşte olanlar ile tanışıp birleşerek çoğalma hedefli bir umut ışığı olmasını da diliyorum tabi ki, fakat o da aslında umuda yatırımdan ziyâde bir zorunluluk benim için;
çelişki gibi tınlayabilir, gönüllülüğün ve zorunluluğun yanyana içiçe birarada aynı pakette sunuluyor olması yâni, fakat inanın ki, her hakiki gönüllülük bir hakiki zorunluluktur zâten, kendim bir anne olmasam da, annelerin bunu çok iyi anlayacağından eminim, içgüdüsel ve yapısal, fıtratsal bir 'tercih' bu çünkü, kişinin frekansına göre kaba kalıpsal kabuksal detaylarda farklılıklar görülebilecek olsa da, özde ve niyette bir konsensüsün olduğu, doğal ve kendiliğinden bir durumdur çünkü GöNüL EMRi ...

... o yüzden şimdi bu benim yolumun olabilirliğini veyâ bunun saçmasapan bir hayâlcilik mi olduğunu tartışmak falan yerine, bunu şu an buradan yazarak paylaşma amacıma geri dönebilecek olursak eğer, çünkü eğer siz de benim inandığım ve dünyada sayısız birçok başka insanın da inandığı bu yola başkoymuş olanlardansanız, zâten o ortak iletişimde eninde sonunda - ömrümüz de yeterse - dünya çapında iyiye doğru elle tutulur bir mutlak değişimde elele hepbirlikte öncü rolümüzün de farkındasınızdır, o yüzden konu da o olmadığı için bitiriyorum;
amacım hava atmak veyâ dikkat çekmek değil, reklamımı yapmaya çalışmıyorum, ve bu son kelimeler tam da aksine dehşet bir ikiyüzlülükle kullanılmaya başlanan, dolayısıyla artık çok sık karşılaşmaya da başladığınız kelimeler, biliyorum, fakat burada bunu yazarak sizlerle paylaşmamdaki yegâne amacım gerçekten sâdece başlıktaki o soruya yanıt olması niyetlidir, ki ben kimim ki milyarlarca insan içinde, kim kimdir ki, hepimiz özeliz, hepimiz güzeliz, di mi, yok, gerçekten sâdece beni tanıyan ve başlıktaki soruyu soran insanlara yanıt olması maksadıyla yazıyorum:

... isteseydim ben de piyasada görünebilir, teknolojiler satın alarak müziğimin ve imajımın falan daha parlak görünmesini sağlayarak 'paralar kazanabilirdim', fakat bu benim için prensipsel ve etiksel olarak reddetmeyi tercih ettiğim birşey kısaca;
dolayısıyla benim yüklediğim videolar üzerinden gelen reklam 'gelirlerini' o site mi cukkalamış, yoksa kendim alıp 'faydalı' yerlere mi aktarsaymışım gibi polemiklerden de bilinçli olarak kaçındığım için, bu kardeşinizi yâni beni de böyle bu hâlimle hoşgörürsünüz ve böyle kabûl edersiniz ve bana kızmazsınız umarım.

... çünkü ülkedeki ve dünyadaki sorunsalın çözümünün herhangi bir siyâsal particiliğe veya politikacıya oy vererek mümkün olmadığını savunduğum kadar, dijital mi nakit mi olduğu farketmeksizin 'para' denen herhangi bir ödeme/borçlanma biriminin de, altın/gümüş vb. değiş tokuş araçlarının da gönlün, emeğin ve alınterinin aslâ karşılığı olamayacağını da savunuyorum.

... ve hadi gerçekten sırf hayatta kalmak ve evlatlarını besleyebilmek adına falan benzeri mâzeretleri olanlar dışında, sanki yeryüzünde hiç ölmeyeceklermiş gibi, veyâ sanki kendi çocukları ve torunları onlara bırakılacak mal mülk sâyesinde daha iyi veyâ daha üstün insanlar olabilecekmiş gibi takıntılı bir biçimde bilinçsizce ve şuursuzca mal mülk biriktirerek kendi ortamlarını lüksleştirince yeryüzünün cennet olacağını falan zannedenleri kesinlikle anlayamıyorum ve anlamak da istemiyorum, istedikleri kadar "ama biz hayırseverlikler de sergiliyoruz" falan da deseler, artık her yanı pohlu olan bir değnek var ortada, savunulacak hiçbir tarafı olmayan, kaotik bir yıkımdan, çürümeden ve yokoluştan başka hiçbir sonucu olamayacak bir dünya sisteminin nesini tartışayım ki, nesini kurtarmaya veyâ yamamaya çalışayım ki yâni, neden, hangi mantıkla?

... zira eğer yeryüzü cennet olacaksa, bu öyle olmayacak, ve nasıl olabileceğini de tüm önerilerimizle ve paylaştığımız görüşlerimizle de zâten her zaman tekrar ediyoruz zâten ayrıca ...

🔻

... dolayısıyla bende bir elma varsa, al yarısı senindir, bende bir bilgi veyâ sır varsa, bir melodi, ezgi, bir renk, bir resim, bir hikâye varsa, o da zâten tüm insanlığın ortak malıdır;

ha, eğer beni, yazıp çizdiklerimi ve müziğimi falan da gerçekten seviyorsanız ve hâlâ 'neden görünmüyo bilinmiyo' diyorsanız, o zaman paylaşın ve duyurun mâdem, daha ne diyeyim ki yâni?:)

... ve kas gücü olarak çok da güçlü bir insan olmasam da, fiziksel ve mental anlamda da elimden gelen herhangi bir emeğime ve çabama ihtiyaç duyulduğu yerde de aslâ kaçmam, mâzeretim yoksa hizmetinizdeyim, karşılık beklemeksizin;
yemişim patentçilikleri de, şirketçilikleri de!

... kahrolsun ve uzak dursun yalancılık ve riyâkârlık üzre insanlığı çıkarları doğrultusunda gütmeye çalışan insan görünümlü virüsler, vesselâm!

- kardeşiniz,
'Kırmızı' Nazmî Akyıldız


➡️YT Playlist ⬅️

➡️✰TR✰i✰P3✰A✰rt✰ Facebook Grubu⬅️



#BenimBaşkanımDeğil #BarışçılSivilİtaatsizlik #TopyekûnTamBoykot #HiÇ1PaRTi #SâdeceHalk #TopuDaKukla #HiçbirineOyYok #VekillikÇöpe #OnlineDoğrudanDemokrasi #VakitOVakittir #UyanUyan #İletişimHakikiAltındır #ParasalSistemeSon #NeNakitNeDijital #İmececiDayanışmacıDüzen 

30.05.2023

Şartlandırılmış Oldubitti Kafası


Son çağdışı, mantıkdışı ve hukukdışı sandık fetişizmi süreci boyunca hepbirlikte Kılıçdaroğlu'nun 'Cumhurbaşkanı' olması yönünde propagandada yarışanlar, şimdi iş işten geçtikten sonra yine "Kılıçdaroğlu gitmeli" diye tutturdu.

İşte şartlandılmış oldubitti kafası tam da budur.

'Beton-para-güç' hipnozu altında algıları kapanmış.

Kılıçdaroğlu da "gerçek anlamda bir Demokrasi gelene kadar mücâdelemize devam ediceğz" diyor, iyi de, gerçek anlamda bir Demokrasi'de politikacı diye bir meslek olmiycak ki?

Gerçek anlamda bir Demokrasi'de artık particilik ve politikacı yerine âciliyet sırasınca SÂDECE KONULAR OYLANACAK, dolayısıyla vekile de gerek olmiycak, ve bu şu an zâten çoktan mümkün.

Ama bu işlerine gelmez tabi.

Şu "kim lider olsun" kafasında hapsolmuş olanlar bunu bi türlü anlayamıyorlar işte.

İllâ 'tepede' biri olacak yâni.

Nerdeyse tuvalete yatağa mutfağa da ellerinden tutulup götürülecekler, o derece.

Neyse.

Geçmiş olsun, eğer bu son çağdışı, mantıkdışı ve hukukdışı sandık fetişizmine iştirak etmiş, bundan olumlu bir sonuç çıkacağını ummuş olanlardansanız, komple geçmiş olsun.

Şimdi başlayın yine "hep bu boykotçular yüzünden" şeklinde bizi suçlamaya.

Canınız sağolsun, vesselâm.


1.03.2023

12.02.2023

ENiNDE SONUNDA O MAHKEME KURULACAK

Yapalım esprilerimizi
Oynayalım oyunlarımızı
Gülelim eğlenelim
Paylaşalım mutluluklarımızı

... nedir ki ...

Her gün birçok yerde
Masum insanların
Kadınların ve çocukların ölümüne sebep olan 'şey'
Şimdi de yine ülkemizi vurmuş 

... nedir ki ...

Neymiş, düştüğü yeri yakarmış
Ne zaman ki yanmasını biliriz
Ne zaman ki üşümesini biliriz
Yananla, üşüyenle
Kürenin diğer ucunda bile olsa

... işte ancak o zaman gerçek anlamda hakederiz kendimize insan demeyi.

... yoksa kolay, yası ilan et, ama seferberlik de neymiş ki, di mi, olmaz, çok masraflıymış, varsın ölsün canım bikaç çocuk, di mi, nedir ki ...

... he, zâten önlem de yoktu ya, doğru, pardon, balık hâfıza işte ...

... neyse ki muhâlif mutâbakat masaları falan kurtaracaktı geleceğimizi, di mi, hukuktan eser kalmamış zeminde herşey güya hukuka uygun olsunmuştu diye, öyle ya ...

... oldubittiler karşısında hâlâ düğme ilikleyip "Sayın" yapabilen işbirlikçi meşrûlaştırıcılar kurtaracaktı geleceğimizi, di mi, evet, mevcut nereye hizmetteyse onlar da aynı yere hizmette gerçi, ama olsun, üstü örtüldüğü müddetçe sorun değil, yeter ki alışveriş devam etsin, reklamlar hiç susmasın, huzur ve âsayiş o demekti çünkü, di mi, doğru hatırlıyorum, yanlışım varsa düzeltin?

"Hadi çocuklar, yeter, eve dönün" diyen kafa işte bizlere, Gezi Parkı'nda biz henüz yeni başlamıştıkken insan gibi konuşmaya çalışmaya ...

"Gece gece yeni icat mı çıkaracaksın" diyen kafa, "bırak bu antin kuntin işleri" diyen kafa ...

Hep hazır sunulan, göstere göstere dayatılan programlara balıklama atlayan kafa, körü körüne ...

Gravatlı mafyaları "devlet" sanıp, "zeval vermesin" diyen, ve fakat aklısıra güya duruma uyanınca da sorunu yalnızca 'hükümette' sanan kafa ...

Evet, ben de suçluyum, ben de günahkârım, hâlâ bi umut belki kurtarılırız diye can çekişenler var tam şu an ben de bunları yazarken, biliyorum ...

Râzıyım, provokatör desinler, bölücü kışkırtıcı desinler, istediklerini desinler, ama alışkınım, her gün bi umut belki kurtarılırız diye can çekişenler hep vardı dünyada, hepsi de canımdı, kanımdı, adı Türk olmasa da ...

O zaman da böyle yazdım, ben de şarkı paylaştım, belki bâzen komik bi video, daldım ben de bilimkurgu dizilerine, âşık bile oldum ben de hiç utanmadan, tam da o an yine belki bi umut kurtarılırız diye can çekişenler varken yine hep, her gün her gün bir yerlerde ...

Suçluyuz, suç ortağıyız hepimiz, ama acep bakalım nereye kadar ...

Eninde sonunda mahkeme kurulacak çünkü, eninde sonunda o mahkeme kurulacak.

🔸

#TopyekûnTamBoykot #TopuDaKukla #HiçbirineOyYok #HiÇ1PaRTi #VekillikÇöpe #OnlineDoğrudanDemokrasi #ParasalSistemeSon #NeNakitNeDijital #İmececiDayanışmacıDüzen #GeziRuhu #İletişimHakikiAltındır 

🔸


🔸

Bu bloga özel FB Grubu:

14.12.2022

BELKi SEVER

 

 Mum ışığı
                                          Hayâl seninkisi
 Belki sever
                                          Hayâl seninkisi

 
 Önce ellerini öperim
                                          Hayâl seninkisi
 Belki sever
                                          Hayâl seninkisi
 

 Ona onu sevdiğimi söylerim
                                          Hayâl seninkisi
 Belki sever
                                          Hayâl seninkisi
 
 
 Sonra sımsıkı sarılırız
                                          Hayâl seninkisi
 Belki sever
                                          Hayâl seninkisi
 
 
 Birlikte uyur, birlikte uyanırız
                                          Hayâl seninkisi
 Belki sever
                                          Hayâl seninkisi


 Belki sever 
 

29.08.2022

BEHEY GÂFiLLER!

'Demokrasi', suçlu ile, yakalanması ve yargılanması gereken mafyayla, Din istismarcısı psikopatlarla, sosyopatlarla muhatap ve yüzgöz olmak mıdır, onlarla pazarlık ve sandık rekâbetçilikleri midir?

'Hak, hukuk, adâlet', "yok mu hiç savcı yav?" mıymıylanmalarıyla karanlık bi çukurda ışık şalteri aramak mıdır?

'Anayasa', "hele bi seçilelim biz de, geri düzeltiriz" denilebilecek birşey midir?

                                🔹

Demokrasi, reşit olması yetmez, alnı da ak, vicdan mekanizması bozulmamış, karşılıklı saygı, sevgi ve hoşgörü prensiplerine sâdık, empati kurabilen, ve ZÂTEN yeşile, doğaya, hayvanlara, çocuklara, kadınlara ve tüm canlı-'cansız' her varlığa en az kendine verdiği kadar değer veren, ZÂTEN insan olabilmiş insanların ortak akıl odaklı iletişim ve çözüm ortamıdır.

Yâni "önce hele şu eşkiyâlara karşı daha fazla oy alarak bi rüştümüzü kanıtlayalım da, alnımız ak mı, vicdan mekanizmamız henüz bozulmamış mı, karşılıklı saygı, sevgi ve hoşgörü prensiplerine sâdık mıymışız, empati kurabiliyor muymuşuz, yeşile, doğaya, hayvanlara, çocuklara, kadınlara ve tüm canlı-'cansız' her bir varlığa en az kendimize verdiğimiz değer kadar değer verebiliyor muymuşuz, anca ondan sonra belki belli olur" değildir 'Demokrasi'.

                                🔹

Hele ki, bizzat topunuz da şu an asırdır kendi Anayasa'nızı delik deşik edilmesi gereken bir engel gibi görüp ayaklar altına almış, ve yerine dünya üzerinde karanlık hâkimiyetini kurmuş sinsi Kabal'ın kumar tezgâhının dayattığı racon ve kuralları 'dünyanın gerçeği bu' şartlandırılmışlığıyla ve hiç utanmadan da göstere göstere güya 'ortak gizli Anayasa' olarak putlaştırmışsanız;
 ve millet kendi adına konuşup ortak kararlar alarak, sizin gibi ruhsuz, zekâsız, beyinsiz, erdemsiz, şuursuz, bilinçsiz, vicdansız ve suratsız yaratıklara yüzvermek zorunda bile kalmadan hayata ve geleceğe bizzat kendi sâhip çıkabilecek teknik olanağa çoktan ulaşmışken, siz bu gerçeği örtüp gizleyerek, "bizsiz siz hiçbir şey beceremezsiniz" telkiniyle de insanları hâlâ sandığa çağırıp "bize oy verirseniz, biz sizi kurtaracağız" demeye utanmıyorsanız, topunuz da yargılanacaksınız.

Hakîki bir Demokrasi'de, artık parti ve politikacıların değil, âciliyet sırasınca Sâdece Konuların Oylandığı bir Online Doğrudan Demokrasi'ye geçtiğimizde, her biriniz teker teker sansürsüz, süre limitsiz ve reklamsız interaktif canlı yayında çapraz sorguya çekilerek yargılanacaksınız, yâni öyle televizyondan falan değil, direkt bizzat halkın denetiminde ve vardiya değişimli gönüllü moderatörlüğünde, bundan zerre kadar şüpheniz olmasın, hiç endişeniz olmasın.

                                🔹

Hegel Diyalektiği Stratejisi tuzağı kurarak, ortadaki sorunu, yâni Tayyip adlı kuklayı ve çetesini bizzat kendiniz direkt şu an günah keçisi olarak kurban etmek üzere büyütüp beslediniz, şimdi de rahat rahat esas arka plandaki Kabal Ajanda doğrultusundaki planları programları uygulamak üzere aklınızsıra 'başa' geçerek daha da beter kuklalığı üstleneceksiniz, biz de yedik.

Biz 'kararsız' değil, bildiğin kararlı boykotçuyuz;
 hem de geçici falan değil, komple tümden bir daha aslâ siz politikacılara yüzvermemek üzre Topyekûn Tam Boykot diyoruz, bittiniz yâni, çöpsünüz artık siz bizim için.

Ha, aranızdan recycle şekli topluma geri kazandırılabilecekler varsa, göreceğiz, fakat ne siz, ne de hiçkimsecikler artık bir daha aslâ yok 'vekillik'miş, 'başkanlık' falanmış, geçmiş olsun, bunlar nostaljik fantazi kategorisine ekleniyor artık, hiçkimsecikler artık böyle triplerle milletin kendi adına konuşup ortak karar alabilmesine engel olamayacak.

Âciliyet sırasınca tüm konular şeffafça ve sansürsüzce masaya yatırılacak, A'dan Z'ye, sâkin sâkin, hepbirlikte.

Yüzleşmece vakti geldi, vesselâm.

                                🔻

#BenimBaşkanımDeğil #BenimBaşkomutanımDeğil #BarışçılSivilİtaatsizlik 
#TopyekûnTamBoykot
#HiÇ1PaRTi
#SâdeceHalk
#GeziRuhu
#ŞeffafDevrim
#OnlineDoğrudanDemokrasi #ÂciliyetSırasıncaSâdeceKonularOylanacak
#İletişimHakikiAltındır
#UyanUyan
#VakitOVakittir 
#TümParticiliklerYargılanacak
#VekillikÇöpe
#TopuDaKukla
#HiçbirineOyYok
#MeşrûlaştırıcılığaSon
#ParasalSistemeSon
#NeNakitNeDijital 
#İmececiDayanışmacıDüzen 
#SizYüzde1Biz99
#BizBuOyundaYokuz #SATANiZMdeğilSANATiZM 

                                🔻

Particilikler-, mezhepçilikler- ve -izm'lerüstü uluslararası #SâdeceHalk olarak #BarışçılSivilİtaatsizlik kararlılığında #TopyekûnTamBoykot tavrında bir iletişim seferberliğinde birleşilmesi amaçlı Türkçe whatsapp grubumuza katılma talebi için: 
+90 536 354 07 59

                                🔹



Bu da üşenenler için:




23.07.2022

KENAR MAHALLE


Baktı kuleden.

Gösterişsiz, yalın ve süssüzce süzdü heryeri.

Kimsecikler görünmüyordu.

Sonra birden soğudu hava fenâ, kalakaldı öylece şaşkınca, çünkü güpegündüzdü ve güneş tepedeydi.

Fakat bir anda ortalık kararmıştı, sebebini göğe bakınca anlayabilirdi, ama gözlerine inanabilir miydi meselâ, esas sorun buydu.

Bir gök gemisi, güneşin ışığını kesecek kadar büyük ...

Ağzı açık kalmış, nefesi kesilmiş, nabzı hızlanmıştı.

Kafasının içinde imgeler belirdi sonra tek tek, peşpeşe hızlıca, sanki aynı anda başka bir boyuta bağlanmış gibi hissetti.

Hâl hatır soruyorlardı, resmen "keyfin nasıl?" diye soruyorlardı kafasının içinde, imgelerle, ve hiç zahmet ihtiyacı olmaksızın kendi kendiliğinden yanıtını da sanki bir ağaçtan meyve koparır gibi kolayca ânında algılıyorlardı.

"Meğerse herşey bu kadar netmiş" diye düşündü.

Hayır, zâten çoktan netleşmişti herşey yıllar evvel, fakat bu kadarını hiç tahmin edememişti, ki nereden bilebilirdi, bizzat deneyimlemek buydu işte şimdi.

Zaman neredeydi, demek bu yüzden durmuştu dünya.

Demek bu yüzden bir başına kalmıştı.

Herkes aynı deneyimi kendince yaşıyordu belli ki, topluca ama yapayalnız, kimse kimseyi göremeyerek kendinden başka, kezâ gök gemisi de kendisiydi, dünya da, hayat da, herşey de.

Ruh tektir ya, o olmuştu.

Ve herşey daha yeni başlıyordu.



'Kırmızı' Nazmî Akyıldız

11.07.2022

Bilmemkaçıncı Evrim Notu

Halkın, herhangi bir haksızlığın, hukuksuzluğun olduğu yere kendilerine ve oradaki dâvâya güya çözüm vaadiyle 'yardıma ve desteğe' gelen örgüt ya da particiliği def etmediği hiçbir duruma ben kendi adıma aslâ dâhil olmuyorum ve olmam, ne ülkede, ne dünyada.

Ülkede ve dünyada her kim ki "ben/biz ne ülkedeki, ne de dünyadaki mevcut hiçbir sözde 'resmî' ortamı da, birilerinin benim/bizim adımıza üstleneceği bir vekilliği mekilliği de artık geçerli ve meşrû kabûl etmiyor ve reddediyorum/reddediyoruz, kendi adıma/adımıza da ancak bizzat kendim/-iz konuşurum/konuşuruz!" diyorsa, ben ancak onunla/onlarlayım, onlardanım.

Halkın kendi sesine, hakkına, hayatına ve geleceğine bizzat ve direkt kendi kendine sâhip çıkmasına, sanki iç savaş, kargaşa, şiddet ve yağma vb. şeyler peşindeymiş/peşindeymişiz gibi iddiâlar öne sürerek engel olmak isteyenlerin esas bizzat ta kendileri bunun peşindedir, bu da bi zahmet böyle biline.

Küresel çapta faal Kabal Ajanda'nın elbirliğiyle bertaraf edilmesi hedefimize ancak ve ancak bu prensip altında ulaşabiliriz.

Barışçıl Sivil İtaatsizlik hak ve görevimizdir.

Dünya çapında simültane Topyekûn Tam Boykot yegâne meşrû ve mâkûl yol, yön ve yöntemimizdir.

Meşrû müdafaa adına ortak stratejiye odaklı iletişim seferberliği de ancak bu prensip ve koşul altında Sâdece Halk olarak birleşilirse mümkündür.

Bu ciddiyet ve bu kararlılık gereği sözkonusu kollektif simültane iletişim ve beyin fırtınası çabası ortamına iştirak edecek olanlar arasından her kim ki hâlâ herhangi bir siyâsî particiliğin, herhangi bir inancın, yâhut inançsızlığın, veyâhutta mezhepçiliğin, ya da herhangi bir izm'in, yâni ideolojik takıntılarının propagandacılığını yapmaya kalkışacak olursa, direkt ânında kendilerini otomatikman bu yoldan diskalifiye etmiş sayılacaktır, (b-)ilginize sunulur, vesselâm.

🔻

#BenimBaşkanımDeğil #BenimBaşkomutanımDeğil #BarışçılSivilİtaatsizlik #TopyekûnTamBoykot #HiÇ1PaRTi #SâdeceHalk #ŞeffafDevrim #OnlineDoğrudanDemokrasi #İletişimHakikiAltındır #UyanUyan #VakitOVakittir #TümParticiliklerYargılanacak #VekillikÇöpe #HiçbirineOyYok #TopuDaKukla #MeşrûlaştırıcılığaSon #SizYüzde1Biz99 #BizBuOyundaYokuz #ParasalSistemeSon #NeNakitNeDijital #İmececiDayanışmacıDüzen #SATANiZMdeğilSANATiZM 

🔻


15.03.2022

#VakitOVakittir

 Sorunlar için "bakanlığı arayın, bakanlığa yazın" demek, TBMM'yi kurup Kurtuluş Savaşı'yla ülkeyi kurtarıp ülkeyi silbaştan kurmaya odaklanmak yerine hâlâ satılmış pâdişahtan merhamet, anlayış ve lütuf talep etmekle eşdeğerdir.

🔸

 Atatürk Osmanlı'dan istifâ edip TBMM'nin kurulmasına ve Kurtuluş Savaşı'na odaklandığı sırada ülkede hiç problem yok muydu, her noktasında her türlü inanılmaz kördüğüm mevcuttu.

Tek tek tüm o dertler için millete "pâdişahtan çözüm isteyin!" mi dedi?

Bugün T.C. o dönem satılmış Osmanlı'dan bin kat beter durumda.

Sorunlar için "bakanlığa yazmak, bakanlığı aramak" bugün doğrudan günümüz 'pâdişâhını' bile değil, onu kukla olarak kullanan tüm karanlık odakları meşrûlaştırmaktır direkt.

🔸

 Sözde 'muhâlif' particiliklerden medet ummak da yine aynı saray dâhilinden çözüm ummakla eşdeğer, çünkü sözde 'muhâlif' particiliklerin artık tek işlevi milletin gazını alarak bizzat yine aynı Kabal Ajanda'yı meşrûlaştırma tuzağına hizmet ve fiilî olarak resmen saraya danışmanlıktan başka birşey değil, maalesef.

🔸

 Atatürk'ün o dönem satılmış Osmanlı'ya sırt çevirip Millet'in Meclisi'nin kuruluşuna, Kurtuluş Savaşı'na ve Cumhuriyet'e geçişe odaklanmasının günümüz karşılığı, direkt particilikler üstü, mezhepçilikler üstü ve izmler üstü Sâdece Halk olarak Barışçıl Sivil İtaatsizlik kararlılığında Topyekûn Tam Boykot tavrında birleşilerek, artık politikacı ve particilikler yerine âciliyet sırasınca SÂDECE KONULARIN OYLANACAĞI bir Online Doğrudan Demokrasi'ye geçişe odaklanmaktır, hem ülkede, hem dünyada, vesselâm.

🔸

#BenimBaşkanımDeğil #BenimBaşkomutanımDeğil #BarışçılSivilİtaatsizlik #TopyekûnTamBoykot #HiÇ1PaRTi #SâdeceHalk #GeziRuhu #ŞeffafDevrim #OnlineDoğrudanDemokrasi #İletişimHakikiAltındır #UyanUyan #VakitOVakittir #TümParticiliklerYargılanacak #VekillikÇöpe #TopuDaKukla #HiçbirineOyYok #SizYüzde1Biz99 #BizBuOyundaYokuz #MeşrûlaştırıcılığaSon #NeNakitNeDijital #ParasalSistemeSon #İmececiDayanışmacıDüzen #SATANiZMdeğilSANATiZM 

:::



🔹








🔹




🔹




1.02.2022

SiSTEM'iN KENDiSi üZERiNDEN HAKîKi BiR ÇöZüM MüMKüN DEĞiLDiR

Sistem'in kendisi üzerinden hakîki bir çözüm imkânsızdır.

'Sistem' derken, 'bizim ülkedeki' sistemden de bahsetmiyorum, İlâhî Plân'a hizmetteki Sistem'den de bahsetmiyorum;
Sistem derken, şu an dünyanın her yanını kanser gibi sarmış olan sözde 'resmî' ortamdan bahsediyorum, hani güya ille 'yasal' ve 'demokratik' filân olunacak diye hâlâ bilinçsizce meşrûlaştırıcılığına devâm edilen Kabal Ajanda'nın bizzat ta kendisinden bahsediyorum.

🔻

Mikro düzlemde kişisel alanlarınızda kahvaltınızda yiyeceğiniz yumurtanın dahî kıvâmına hassâsiyetle dikkat edersiniz, değil mi?

"Ben yumurta yemem ki" diyenler de, "hayır, ben yumurtayı her türlü yerim" diyenler de yine aynı şekilde bilinçli özgür irâde tercihleri üzreler, yâni mesele yumurta da değil, yeyip yemediğiniz de;
mesele tercîhinizdeki farkındalığınız.

Peki aynı dikkati makro düzlemde de gösteriyor musunuz?

🔻

Televizyon da bozuk saat gibi günde en az bir kez doğruyu söyler, evet, fakat açık konuşalım, onu rehber edinerek tam bir sadâkatle her dediğine inanırsanız, dünyada da, âhirette de bildiğin ayvayı yersiniz.

"Ama benim izlediğim kanal güvenilir" mi dediniz?

Eğer böyle düşünüyorsanız, çoktan hapı yutmuşsunuz demektir zâten.

Artık nedenine nasılına, iknâ ve ispat çabasına filân da girmiyceğm ben bu saatten sonra.

Her biriniz yetişkin ve çoktan evrensel sorumluluk bilincinde olması gereken birer bireysiniz, ben yalnızca kendi rengimi belli ediyorum, ve yine bir evrim notu eklemiş oluyorum buraya, o kadar.

🔻

Lâkin, şunu bilin ki, ve hangi 'ülkenin vatandaşı' olduğunuza inandığınızın da hiçbir önemi olmaksızın, eğer hâlâ herhangi bir siyâsî partiye oy vererek iyi veyâ doğru birşey yaptığınızı zannediyorsanız, bilin ki, dünyadaki kötülük çarkının artık bizzat bir suç ortağı olarak kayda geçiyorsunuz demektir.

Ve hâlâ "kaos mu olsun, hükümetsiz ortalık karışmaz mı sonra?" filân diyorsanız, sizin işiniz harbiden çok zor, bu kadarını söyliym.

Ortalığı karıştıran zâten bizzat onlar, işbirlikçi meşrûlaştırıcı suç ortağı sözde 'muhâlif' particilikler ile elele, topu da aynı kötülük tezgâhına hizmet ediyor, bunu şu ana kadar daha hâlâ anlayamadıysanız, sizin işiniz harbiden çok zor, zor derken de, harbiden çok zor.

🔻

Şu güne kadar iyi kötü buraya aktarmaya çalıştığım, durumun vehâmetine ve yegâne olası çözüm yoluna dâir görüşlerimi içeren notlarıma alttaki heşteglerden herhangi birine tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Uygun bir anda yine canlı yayın ile düşüncelerimi paylaşmaya çalışcağm, kimse görmese de, dinlemese de kaydedilmiş olacak yine de neticede, aslolan kayda geçmesi, yoksa yemişim gerisini.

Kimse kimseye hiçbir şey öğretemez artık bu çağda, öğrenen de, uyanan da ancak kendi öz gönül emriyle öğrenir ve uyanır, dışarıdan müdâhale de, tetiklemece falan da mümkün değildir;
o yüzden tüm o dürtme çabaları falan boşu boşunadır, anca avuntu falandır en fazla, "ben insanları uyandırıyom" falan sanırsın, ama uyanıyosa herkes zâten kendi uyanıyo, uyandığı için senin anlattıklarını da anlayabiliyor ve onaylayarak "işte budur" diyo, ama bunu da bir sektöre dönüştürmek ayıp değil mi, arkadaşlar, ayıp değil mi?

Kitlelerin size inançla, güvenle ve umutla bağlanıp sarılmasını "ama ben onlara yardımcı oluyorum" bahânesiyle suistimâl ettiğinizin farkında değil misiniz?

Allah aşkına, "ulus devletler de ona göre tedbir alsın" falan nedir, ağbiciğm?!?!

Kukla teşkilatlara tedbir almaları için öğüt vererek kitleleri uyandırdığını zannetmek de nedir, Allah aşkına?!

Daha kendi uykuda, daha kendi uyurgezer, yazık, çok yazık!

:::

Kimse kimsenin hocası filân değildir, bilgi tüm insanlığın ortak malıdır, ve ücretsiz olarak, şeffafca ve sansürsüzce paylaşılmak zorundadır.

Hiçkimse herhangi bir bilginin patentinin üzerinde tahtlanmayı da, taçlandırılmayı da beklemesin, krallık kraliçelik peşinde olanlar yakında rehabilitasyon sırası için dizüstünde yalvarmaya başlayacaklar, siz de o yüzden siz olun, yüzverip gaza getirmeyin, sizi de gaza getirmelerine bizzat kendi enerjinizle, kendi değerli vaktinizle âlet olmayın, diyorum da işte, neyse, bilen zâten biliyo ...

🔻

Tekrar ediyorum:

Tüm 'uzmanların' SANSüRSüZ, SüRE LiMiTSiZ ve REKLAMSIZ interaktif Canlı Yayın'da birbirleriyle yüzleştirilmeleri gerekiyor, bizzat halkın katılımı ve gönüllü moderasyonuyla;
televizyonda değil, burada!

Tüm politikacıların da çapraz sorgulamaya tâbî tutularak yargılanmaları gerekiyor, yine aynı şekilde, SANSüRSüZ, SüRE LiMiTSiZ ve REKLAMSIZ interaktif Canlı Yayın'da, bizzat halkın katılımı ve gönüllü moderasyonuyla;
televizyonda değil, burada!

Bu olmadıkça hiçbir uzman da, hiçbir politikacı da boş yere çene yapmasın.

Yemezler.

Bunu idrâk etmiş ve bu hakikat frekansında titreşen herkesle, particilikler üstü, mezhepçilikler üstü, ve izmler üstü Sâdece Halk olarak Barışçıl Sivil İtaatsizlik kararlılığında Topyekûn Tam Boykot tavrında birleşmek için bekliyoruz.

'Ülkede' ve dünyada, vesselâm.

... kardeşiniz,
'Kırmızı' Nazmi Akyıldız

https://about.me/krasnimeanzred

🔻

#BenimBaşkanımDeğil #BenimBakanımDeğil #BenimBaşkomutanımDeğil #BarışçılSivilİtaatsizlik #TopyekûnTamBoykot #HiÇ1PaRTi #SâdeceHalk #GeziRuhu #ŞeffafDevrim #OnlineDoğrudanDemokrasi  #İletişimHakikiAltındır #UyanUyan #VakitOVakittir #TümParticiliklerYargılanacak #VekillikÇöpe #HiçbirineOyYok #TopuDaKukla #SizYüzde1Biz99 #BizBuOyundaYokuz #SATANiZMdeğilSANATiZM

🔻

✰TR✰i✰P3✰A✰rt✰ fb-grubu

20.12.2021

Bu bi 'kriz' filân değil, bu bi tuzak!

Bu bi 'kriz' filân değil, bu bi tuzak!

Parasal Sistem'den artık lütfen komple vazgeçmek yerine, daha hâlâ kurtarılabilecek bi tarafı varmış zannına kapılmanız için kurulmuş bi tuzak!

Ve şimdi ben bunu deyince de, hemen sevinip "evet, Kriptopara'ya geçmek lâzım" yapan çokbilmişler de ayrıca daha da trajikomik bi tuzağa düşürülüyo, farkında bile değiller.

:::

Arkadaşlar, bir domatesin değeri anca kendisi kadardır.

Bir çileğin, bir elmanın armudun eriğin değeri anca kendisi kadardır.

Her bir molekülün, atomun, hücrenin ve partikülün değeri kendisi kadardır.

"Şuradan üç ağaç keselim de, yerine başka yere onbeş ağaç dikeriz" kafası sakat kafadır.

"Üç evlâdını bi öldüreyim de, yerine onbeş tâne başka çocuğun olur yine" demekle aynı şey.

Her can benzersizdir.

Ve zâten tam da bu bilince varıldığı an, yediğiniz her bir elmanın armudun da hakîki kıymetini bilirsiniz, varoluşların Yaratıcısı'na da böylece en uygun şekilde şükretmesini öğrenmiş olursunuz.

İnsan artık Hakîki İnsan olacaksa, bu hakikat frekansına ulaşmak zorundadır.

Alıp satmak târihe karışmak zorunda.

Kabal Ajanda'nın 'eski normali' de, 'yeni normali' de Hakîki İnsan olmanıza engel olmak adına kurulmuş tezgâhlardır.

Particilikler üstü, mezhepçilikler üstü, ve izmler üstü Sâdece Halk olarak Barışçıl Sivil İtaatsizlik kararlılığında Topyekûn Tam Boykot tavrında birleşilmesi zorunluluğunun idrâk edilmesi, ve artık ne altının gümüşün, ne borsanın senedin, ne de nakit veyâ dijital paranın falan herhangi bir geçerliliğinin kalmadığı, ve İletişim'in yegâne geçerli araç olduğu, İmececi Dayanışmacı Düzen'in hâkim olduğu Hakîki Altın Çağ'a geçişe odaklanma zorunluluğunun idrâk edilmesi, birbirinden ayrı olmayan, aynı hak yol, aynı yegâne doğru yol üzre eşdeğer aşamalardır, ve bu yüzden de eşzamanlı olarak gerçekleşecektir.

Ya artık bu kapıdan geçilir, ve hepbirlikte geçilir, ya da hepbirlikte yokoluşa gidilir, vesselâm.

:::

#BenimBaşkanımDeğil #BenimBaşkomutanımDeğil #BarışçılSivilİtaatsizlik #TopyekûnTamBoykot #HiÇ1PaRTi #SâdeceHalk #GeziRuhu #ŞeffafDevrim #OnlineDoğrudanDemokrasi #İletişimHakikiAltındır #UyanUyan #VakitOVakittir #TümParticiliklerYargılanacak #VekillikÇöpe #TopuDaKukla #HiçbirineOyYok #SizYüzde1Biz99 #BizBuOyundaYokuz #SATANiZMdeğilSANATiZM 

:::

... kardeşiniz,

30.10.2021

... hadi bi daha ...

... "Kaos ve Anarşi yaratılmak isteniyor" cümlesi neden sakat, tekrar izah etmeye çalışmayı bi deneyivereyim:

Çünkü kastedilen kargaşadır, oysa Anarşi kargaşa demek değildir.

Anarşi kelimesi özellikle böyle yanlış kullanılmaktadır, aynı nasıl ki 'IŞiD' vb. ile İslamofobi yaymak istedikleri gibi, bu şekilde de Anarşi kelimesi toplumun bilinçaltına kötü ve tehlikeli birşeymiş gibi şeyttirilmek isteniyor, ve kelimeyi bilmeden bu manipüle algı ile kullanan herkes de bu tezgâha katkı sağlamış oluyor otomatikman.

Anarşi demek, otorite kabûl etmemektir.

Ama "ben kimsenin otoritesini kabûl etmem" deyip, yerine kendi de "beni kimse tutamaz, dilediğimi asarım keserim, dağıtırım dökerim uleyn!!!" filân da yapmaz hakîki Anarşist.

Anarşi'nin topluca uzlaşılan bir ortak karar olduğu bir yerde, hiçbir insan hiçbir zaman üstünlük de taslamaz, başkasının üstünlük taslamasına da izin vermez.

:::

Anarşi aslâ Terör demek değildir.

Anarşi'de birey herkesin evrimsel sürecine ve tercihlerine saygı duyduğu gibi, kendi evrimsel sürecine ve tercihlerine de saygı duyulmasını ister.

Herkes inandığı veyâ inanmadığı Tanrı'sına kendi frekansı kadar erişebilir, bu yüzden Tanrı var mıdır yok mudur'un, nedir ne değildir'in münâkaşası olmaz, aslolan Evrensel Ahlâk'tır, Doğa Yasası'dır, ki bu Din'in öz orijinine de zâten ters değil, bizzat aksine, Din'in öz orijininin amacı zâten insanı buraya ulaştırmak içindir, ve fakat nasıl ki mâlûm 'Din' adı altında günümüze kadar yığınla alâkasız hikâye ve olay türetilmişse, Anarşi kavramı da bissürü dejenere ego tezgâhına âlet edilmiş ve hâlâ da edilmektedir;
 ve nasıl ki 'IŞiD' vb. ile Din düşmanı kibirlisi çokbilmişler - biri 'inanıyor ve savunuyor' gözükerek, öbürü de tam da bunlar gibileri Din'e referans göstererek - Din kavramına iki birbirinin zıddı gibi görünen kutuptan ve bu böyle görünmese de esâsında bildiğin elele omuz omuza zarar vermeye çalışıyor ise, Anarşi kavramına da yine benzer biçimde, hem kendini güya 'Anarşist' diye pazarlayan alâkasızlıklarca da, güya toplumun refahı ve huzuru peşindeymiş iddiâlarındaki mevcut Sistem savunucuları tarafınca da - yine bu böyle görünmese de - iki birbirinin zıddı gibi görünen kutuptan esâsında bildiğin elele omuz omuza zarar vermeye çalışırlar, tabi belirli bir katman gâyet bilerekten kasıtlı olarak, belirli bir katmanlara doğru da farkında bile olmayaraktan falan ...

"Siz siz olun, her 'Müslümanım' diyenin gerçekten Müslüman, her 'Anarşistim' diyenin de gerçekten Anarşist filân olduğuna hemencecik inanmayın" gibi bir cümleyle de tamamlamaya çalışabilirdim şimdi, ama bu cümlede bile esâsında ikisi birbirinden ayrı şeylermiş gibi gösterilmiş olacağı için, daha ziyâde şöyle bitirmeyi tercih etmekten yana kullanmak isterim hakkımı, ister anlaşılsın, ister anlaşılmasın, ki bunun her bir harfinden yola çıkarak gâyet cici bir şekilde kanıtımı da yaşıyorum bizzat kendim, dediğim gibi, ister anlaşılsın, ister anlaşılmasın, başkasına kanıtlamak gibi bir sıkıntım yok, çok şükür, anlayan zâten anlar:

Hakîki bir Müslüman olma çabasındaki her insan zâten hakîki bir Anarşist'tir, vesselâm.


:::

23.10.2021

"Kim o?" - "Ben!"

Dünya sözde 'Sağlık' Örgütü'nün hemen her dediğini tüm ülkelerin ana akış medyasından duyurmasını falan biliyolar, ve çağın teknik imkânlarından hepimizin haberi var iyi kötü;
peki bu sözde 'pandemi' ile ilgili neden şöyle - başından beri tekrar kez şahsen şart koştuğum gibi (ve "sen de kim oluyosun da şart mart koşuyosun" falan demeyin, neticede herhangi birşeyi ciddîye alacaksam ben kendi adıma, şartımı da ona göre belirleyip belirtmek en temel hakkımdır) - tüm birbirinin karşıtı görüşteki tüm uzmanların birbirleriyle yüzleştirildiği SANSüRSüZ, SüRE LiMiTSiZ ve REKLAMSIZ olması koşullu interaktif bir Canlı Yayın gerçekleştirilemedi hâlen henüz?!?

Dünyada bunu organize edebilme olanağına sâhip sayısız kurum vesâireler var mı yok mu, var di mi?

:::

Bakın, ben bu sisteme göre bir hiçim, bunu hep söylerim;
çünkü bir lise diplomam bile yok, herhangi bir sertifikam falan da ...

Ehliyetim yok, arabam yok, üzerime kayıtlı hiçbir mülküm falan da yok.

Dolayısıyla esâsında benim bu sisteme göre bir söz hakkım falan bile yok aslında.

Peki, bir söz hakkı bile vermediği bir insandan neden herhangi bir katkı ve katılım bekler ki sistem zâten, bana bunu söylesenize?

Seni yok saydığımı bilsen, bana selâm bile vermezsin meselâ sen de, yanılıyor muyum?

Ha, bi çıkarın varsa, üzerimden birşeyler elde edebileceğine filân inandırılmışsan, seni ciddîye alıp almadığıma bakmaksızın mevcut sistemin satış ve pazarlama raconu gereğince her türlü yılışıp sokulmaya çalışırsın, belirli bir genelleme ve istatistik dâhiline kategorize edilmiş bir numaraysam da, buna uygun olarak sana emredilen stratejiyi üzerimde uygulamaya kalkışırsın, ki şekil A'da görüldüğü üzre şu an dünya çapında yapılan da bu değil mi zâten?

Muş'ta 'aşı' olmamışların isimlerinin câmi hoparlöründen okunması da bunun bir yansıması meselâ.

:::

Kitap yakmak hoş birşey miydi, değildi di mi, inanmadığımız ve aksi hattâ tehlikeli bile bulduğumuz bir kitap dahî olsa, ifâde özgürlüğü denen şey gereği dokunmiycaktık en beter bulduğumuz kitaplara bile ...

Eee, şimdi bu sözde 'pandemi' bahânesiyle nelere bakabileceğimiz, neleri söyleyebileceğimiz, nerelere girip çıkabileceğimiz filânlara kadar herbişeyleri dikte etmeye başladılar, ama bunun hâlâ tarafsızca tüm herkesçek anlaşılıp kabûl edilebileceği şekilde harbicikten düzeyinde bir masaya yatırılması durumuna maalesef şâhit olamadık, tersine mevcut dayatılan 'programı' protesto eden dünya çapında sayısız uzman doktor ve profesör vesâire giller resmen sansürleniyor, ve söylediklerini güya haksız çıkarmak isteyenler konularla ilgili herhangi birşey getiremeyince, yok burnu yamuk, yok bacağı kıllı filân gibi saçmasapan bilimdışı bahânelerle bu uzmanları akılları sıra güya 'îtibarsızlaştırabileceklerini' filân sanıyorlar.

:::

Ben başından beri şu dayatılan 'aşı yanlısı - aşı karşıtı' şekli kutuplaştırmacanın bir tuzak olduğunu söyleyen taraftayım.

'Aşı' yanlısı mısın, karşıtı mısın, beni ilgilendiren kısım bu değil.

Benim bilmek istediğim, TV'den filân iddiâ edilenleri sorgulayabilip sorgulayamadığındır.

'Aşı' olduğu iddiâ edilen o şeyin sana enjekte edilmesine rızâ göstermiş olanlardan bile olsan, yine de tüm birbirinin karşıtı görüşteki tüm uzmanların birbirleriyle yüzleştirileceği SANSüRSüZ, SüRE LiMiTSiZ ve REKLAMSIZ olması koşullu interaktif bir Canlı Yayın'dan yana mısın, değil misin, bana bu lâzım.

'Aşı' olduğu iddiâ edilen o zıkkıma karşı olanlardansan da, hâlâ bizzat yine aynı mevcut kahpe kevâşe sistemden izinli birtakım sözde 'mitingler' üzerinden, yine aynı mevcut kahpe kevâşe sistemin kuklası olan birtakım sözde 'resmî makamlar' üzerinden filân mı çözüm umuyorsun, yoksa bizim şart koştuğumuz şekilde, yegâne meşrû ve tek mantıklı çözüm yolu olduğunu iddiâ ettiğimiz üzre, yâni particilikler-, mezhepçilikler- ve -izm'lerüstü ve uluslararası SÂDECE HALK olarak TOPYEKûN TAM BOYKOT tavrında birleşilmesi zorunluluğunun idrâkinde olup, buna uygun bir çaba üzre misin, buna bakıyorum.

Görüldüğü üzre, her 'iki taraf' arasında da 'bizden' olarak gördüklerimiz de var, belirleyip belirttiğimiz şartlara uygun hâl ve hareket üzre olmadıkları için 'bizden' olarak göremediklerimiz de.

:::

Neyse, sistemin normunun beklenti kalıplarının şablonlarına göre zâten boş ve anlamsız tüm bu yazdıklarım.

O yüzden anlamlı ve kıymetli bişeyler yazmış gibi kasılmamın da bir anlamı yok, biz yokuz çünkü zâten ya hani, varmışız gibi yapmayalım yâni hiç o yüzden boş yere, vesselâm.

:::

'Kırmızı' Nazmi Akyıldız

:::

✰TR✰i✰P3✰A✰rt✰ fb-grubu 

:::

#BenimBaşkanımDeğil #BenimBaşkomutanımDeğil #BarışçılSivilİtaatsizlik #TopyekûnTamBoykot #HiÇ1PaRTi #SâdeceHalk #GeziRuhu #ŞeffafDevrim #OnlineDoğrudanDemokrasi #İletişimHakikiAltındır #UyanUyan #VakitOVakittir #TümParticiliklerYargılanacak #VekillikÇöpe #TopuDaKukla #HiçbirineOyYok #SizYüzde1Biz99 #BizBuOyundaYokuz #SATANiZMdeğilSANATiZM

:::


5.10.2021

Doğruysa "doğru", doğruya çağrıysa da "tamam, ben varım!" diyeceksin!

... "Resûlullah'ın sünneti" gibi bir bahâneyle akıllarısıra o dönem Arapları gibi giyinen arkadaşlara sormak istiyorum:
 Sahâbe acabâ peygamber öyle giyiniyomuş diye mi öyle giyinmiş, yoksa zâten o dönem oradaki herkesin normali oydu filân diye mi?

 Muhammed bugün aramızda yaşasaydı nasıl giyinirdi meselâ?

 Diyelim ki kendi isteğiyle Amerikalı bir kadın olarak şöyle bi bakiym diyerek bedenlenmiş olsa bu dönemde ...

... ve ânında "tövbe hâşâ!" şeklinde bir panikle beni Cehennemlik îlân edenler var şimdi meselâ, bunu duyar duymaz ...

... bre gâfiller, bre zekâsızlar, bre beyinsiz ruhsuzlar!

... Ruh'un yaşı, milliyeti, cinsiyeti olur mu?

... bre uyuzlar!

... kadın olarak bedenlenmiş olmak ayıp birşey mi, kötü birşey mi?

... bre salak kafalar!

... ananız olmasaydı, siz nasıl olacaktınız, leylekler mi getirecekti?!?

... o yüzden geçelim o abesçe triplerinizi, cevap verin, Amerikalı bir hâtun olarak şöyle bir bakayım dedi geldi, sakallı şalvarlı falan mı olurdu yine?

... bak, düşünemiyolar bile, almıyo kafaları.

Çünkü onlara göre Muhammed'i Muhammed yapan sâdece şekli, ve hattâ o şekle kendi uydurdukları hikâyelerden yamamaya çalıştıkları ...

Muhammed'i Muhammed yapan sakalı mıydı?

E arada kesiyodu, sakalsızken kimdi, mâdem onu Muhammed yapan sakalıydıysa?

Yok, kafalarında Allahlaştırdıkları bir Muhammed var, hakîkisiyle uzaktan yakından zerre ilgisi olmayan bi şekil, ona tapınıyolar, ama öyle bi Gizli Şirk-vârî tapınıyolar ki, tapındıklarını da inkâr da ediyolar bi de üstelik.

"Cennet'te Arapça konuşulacak" gibi bir inançları var meselâ, ki İslâm'ın neresinden türetmişler böyle bir fantaziyi, hiç akıl erdiremiyo insan vallahî ...

Sonra meselâ Sûrelerin ve Âyetlerin numaralarını filânlarını ezbere bilenlere kafadan direkt Âlim muâmelesi yaparlar, bilmeyenlerinse hiç Kuran'dan bahsetmeye hakkı bile yoktur onlara göre, öyle bi kafa.

Anlamda ve amaçta değiller çünkü, şekildeler, ve hattâ şeklin manipüle uydurulmuş şekillerinin türlü versiyonlarındalar.

Oysa ne Kuran'ı Kuran yapan Sûre ve Âyet'in numarası, ne de Muhammed'i Muhammed yapan da Araplığı ve sakalı falandır.

Şimdi hemen "neymiş peki?" yapılacak, biliyorum, biliyorum da, ben şimdi henüz "îlâhe ilallah" kısmına geçmeden önce "Lâ" kısmının mutlak kez bir anlaşılması taraftarıyım önce artık evvelâ.

Çünkü önce Kuran'ın da, Muhammed'in de ne olmadığı konusundaki hakikat lâzım bize.

Ve önce "Lehül Mülk" ne demek, onun bilgisi lâzım.

"Hristiyanlar olayı saptırmışlar, İsâ'ya Tanrı'nın oğlu, hattâ bizzat Tanrı bile diyorlar" filân yapması kolay.

Peki 'biz Müslümanlar'?

Ya da kendini Müslüman sananlar, veyâ öyle olduklarını iddiâ edenler?

Tamam, harfler yerinde duruyo, da ...

Sûrelerin bile baştan sıraları karıştırılmış, o ne öyle, en uzundan en kısaya falan?!?

O yüzden geçiniz, kimse şu an Müslüman filân olduğunu iddiâ etmesin, ben de edemiyorum, olma çabası içindeyim diyebiliyorum en fazla.

O yüzden de dürüstçe kabûl edelim:

Ne bugün kilisenin milisenin İsâ'yla, ne sinagogun Mûsâ'yla, ne de bugün şu an ortada 'İslâm' diye pazarlananların ne Muhammed'le, ne de İslâm'la zerre ilgisi alâkası bile yok;
 bakın, "pazarlananın" bile diyemiyoruz, çünkü öyle sayısız yoruma ve iddiâya bölmüş parçalamış ve uyduruktan şekilleri bile 'İslâm' diye satmakta ki 'insanlar', "'İslâm' diye pazarlananlar" demek zorunda kaldık, o derece yâni ...

Siz de bunun artık mutlak kez çözülmesini istiyor musunuz benim kadar, bana onu söyleyin?

Olmaz çünkü böyle.

Cumhuriyet de aslâ böyle olmaz, İslâm da aslâ böyle olmaz.

Biri Muhammed gittiğinde, biri de Atatürk gittiğinde kayboldu.

Şekiller var, öz yok.

Şekiller var, anlam yok.

Şekiller var, amaç yok.

Ha, 'amaç' çok, 'amaç' çok da, asıl amaç yok, asıl amaç, mevzu o.

O da böyle bu mevcut kafalarla mümkün değil.

Ne ülkede, ne dünyada.

"Hani, doğrusunu biliyosan sen söyle mâdem?" değil işte.

Çünkü o da yanlış soru, hattâ soru bile değil zâten, retorik o, provokasyon direkt.

Doğrusunu bilenler şu ana kadar yazdıklarımın yanlış olmadığını biliyor zâten.

Harfi harfine.

Ve mesele de bu zâten.

Mâdem biliyorlar, neden toplanmıyorlar?

Neden masaya yatırmıyorlar?

Hayır, öyle değil, öyle yoook, onların hiçbiri sayılmaz, alâkası yok, hiç ilgisi yok.

Çünkü önce artık #SâdeceHalk olmasını bilecekler.

Ve eğer hakikaten İslâm'ın ne olduğunu biliyorlar ise de, hiç İslâm'ı bahis konusu dahî etmeden, önce mevcut Kötülük Tezgâhı'na karşı ortak stratejide particilikler-, mezhepçilikler- ve -izm'lerüstü #SâdeceHalk olarak ortak mücâdelede, #TopyekûnTamBoykot tavrında birleşime öncülük edecek olan kadınlara, analara hizmette yarışırlar.

Bir bardak su içip tekrar okusunlar son paragrafı, isterlerse.

Ve aynısı tüm kendilerini hakîki Sosyalist, hakîki Demokrat, hakiki Atatürkçü, hakîki Anarşist, hakîki Vegan, hakîki Hippi, ve böyle artık neyin hakîkisi olarak görüyolarsa insanlar kendilerini, ve iyiden ve iyilikten yana olduklarını iddiâ ediyorlarsa, tümü için de geçerli bu.

Bıraksınlar şu ana kadarki etiketlerini takıntılarını, #SâdeceHalk olarak birleşme çağrımıza katılsınlar.

Ortada vehâmet var, vehâmet.

Kötülük hakiki yüzünü göstermeye başladı.

Detaylarla oyalamayı ve oyalanmayı bırakıp birleşiyoruz, hadiyn, hadiyn, hadiyn, vesselâm!


:::













24.09.2021

🌻🧿🇹🇷 çay içer misin? 🇹🇷🧿🌻

... şahsen şu ana kadar hiç "Suriyeliler" muhabbeti yapmadım, Türk'ün de, başkasının da iyisi kardeşim, kötüsü düşmanımdır;
ama "onlara barınma sağlayabiliyonuz, öğrencilerimizi parklarda ayazda yatmaya zorluyosunuz" dedirtiyolar işte bak ...

... kasıtlı provokasyon bu, sözde 'muhâlif' particilikler de hemen fırsatın nabzına şerbet atlar zâten dünden hazır, yeter ki aynı tezgâh bi de bunlardan birileriyle devâm ettirilsin diyerekten ...

... hiç hakiki insanın hakiki potansiyeline belirme şansı bırakmazlar, basarlar tepeden kafasına kafasına türlü algı oyunlarıyla, türlü kitlevi baskıyla, hipnozla, korkutmayla;
 âile eş dost destek olabilir mi, olamaz, onları da kolundan bacağından kulağından saçından sağa sola çekiştirip özünü kimliğini insanlığını yitirttirdiler ...

... daha hâlâ sâdece 'baştaki hükümeti' suçlayarak çözülecek sanılan, zâten 'çözüm' ve 'kurtuluş' diye sunduğu kukla figürleri de kendisinin seçtiği ayârladığı hazırladığı önünü açtığı bir tezgâhın yine çok önceden belirlenmiş, bugünlerde yavaştan iyice tukaka görünmesi emredilmiş bir kukla sözde 'hükümet' suçlanan, ama oynatanı görmek istemiyor musunuz artık?!?!?

:::

... soru sormak sorgulamak bile parayla artık diyceğm, o bile değil, direkt yamyamlara yemsin ...

... kaç kutba bölündük, kaç kümeye dilimlendik, kaç katmana, kaç sınıfa ayrıştırıldık?

... yav, hayır, "biz Türkler adına" filân sormuyorum, insan adına diyorum, hattâ her bir insanın kendi bizzat kimliğinin varlığının özünün sayısız moleküle partiküle rendelenip kıyıldığı ezildiği, tozlaştırılıp külleştirilip sislere kum fırtınalarına dağıtılıp saçılıp kaybedildiği, insandan geriye hiçbir şey kalmamış olan, salt kalıptan çıkmış sabuna daha diriyken dönüştürülmüş olan tüm bizler adına diyorum ...

... ölmeden öldürülen bizler adına diyorum, doğmadan, daha ben neyim diye sorma fırsatı bulmadan önce kirli bir kağıda, şimdi de dijital ekranlara numara olmaya mahkûm edilen, kader neymiş kısmet neymiş özgür irâde neymiş hiç deneyimleme şansı bile bulamayan hepimiz adına diyorum ...

... sahte paket programların belirli emir komut hükümlerini yerine getirdikten sonra 'uygun' fiyata 'özgürlük' diye yedirilip yutturulduğu, 'boş vakit', 'tâtil', 'hobi', 'fobi' ve 'emeklilik' gibi, hiç ne insanla, ne doğayla, ne hayatın özünün kendisiyle herhangi bir ilgisinin dahî olmadığı uydurma 'filmleri', 'dizileri', replik ve senaryoları garnitürleyip, "sen busun" diye kandırıp oyaladıkları, aynaya bakmaktan kaçan kendimizle yüzleşmemizi ertelettikleri unutturdukları planlarını, 'aşılarını', mühendislik hârikası 'hastalıklarını' robot kollarıyla boğazımızdan aşağıya ittirdikleri o bizler adına diyorum ...

... sorgulamak için izin vermelerini mi bekliyceğz daha hâlâ?!?!?!?

:::

... artık yazıklar olsun bile diyemez oldum, korkuyorum âhım tutar, çünkü gülen yüzüme, iyi kötü 'iyi' durduğuma güçlü durduğuma bakarak, nerden bilecek ki hiç herhangi bi kimsecikler, zannedemedikleri kadar ağlama kapasitemi doldurmuşum ki artık, tahmin edemezler ki, isyân mekanizmalarını değil yumruk ve kaba kuvvetle, panzerle orduyla askerle, salt doğal haklılığımla geri çekilmeye zorlamışım ki, o da ben artık zâten çoktan ben değilkenden çok sonra yâni;
 ah kimler bende ne görüyor ki, hâlâ rahatça yargılıyor, düşünsene, karar veriyor, ama burada değilim ki yokum ki, nerden bilecek ki?!?!?

... orayı da gördüm, burayı da, boşuna demiyorum ki, konu ben değilim, "ben" derken bile ben değilim konu, nasıl kim anlayabilecek ki bunu?!?!?

... hâlâ bizzat aynı sistemin şablonlarıyla çizdikleri 'değer' ve 'ölçü' birimleriyle boşuna uğraşıyolar, haberleri yok, kefen de biçemezler, elbise de dikemezler o 'ben' olmayan bana ...

... ama hâlâ soruyolar, nereyi okumuş, nereyi bitirmiş ...

... kasıtlı boş bıraktığım, o 'normalde' olması 'gereken' bâzı virgüller ... yok, tamam, onlar da kimseye zarar vermesin ... tamam, tamam da, eninde sonunda varoluşun da bir denge kânunu var netîcede ...

... şimdiye kadar mühlet verilmiş diye şımarıp azanlar fenâ yok olacak ...

... ben de o zaman ben olucağm yeniden tekrar, çocukluğumdaki mis kokulu kahkahamla yine, hiç endîşem yok.

... hiç endîşem yok, vesselâm.

... 🚸 ...


... - 24.09.2021, İstanbul - ...

_________________________________

9.07.2021

Farzedin ki ortada tek bir âdet politikacı da, particilik de kalmamış

Farzedin ki ortada tek bir âdet politikacı da, particilik de kalmamış, bi hayâl edin, ne ülkede, ne dünyada.

Şirketçilik de yok, patronluk da, maaşlı işçilik de, kurumsallık ve sisli puslu kirli paslı resmiyetçiliklerin de hiçbiri yok.

Dolayısıyla para 'ihtiyâcı' da olmayacağı için, lüzûmsuz gereksiz zırva rekâbetçilikler de olmayacağı için hiç stres de yok, endişe de yok, çünkü durup oturmuş herkes eşitçe, öylece sâkince barışçıl ve bilgece bir biçimde artık hepbirlikte tüm insanlık olarak yepyeni tertemiz rengârenk cıvıl cıvıl besbereketli ve verimli bir yarınları elbirliğiyle, imececi dayanışmacı anlayışla nasıl en iyi ve en doğru şekilde varedebileceğimizi konuşmaya hazır bir şekilde, hadi demişiz, öylece durmuşuz ilk kez tüm çocukların, tüm canların, tüm kalp atışlarının hayrına ve hatrına bir kollektif iyi niyetlilikle hepbirlikte karar almışız, düşünün.

Herkes kendi en iyi bildiğini, en iyi olduğunu düşündüğü alandaki insanlarla ortak auralarda kenetlenmeye başlamış, her detayın, her konunun, her o ana kadarki mevcut deneyimlerin, olmuş ve olası sorunsalların ve tecrübelerin teker teker tek tek her bir gramını, enini boyunu, ucunu bucağını, içini dışını, ortasını gerisini berisini, kısacası her açısını hepbirlikte masaya yatırmaya başlamış, âciliyet sırasınca ...

Kimsecikler de köstek panik çokbilmiş eforik nemelâzım durumdan vazife çıkarcısı menfî retorik "ama nasıl olacak ki bu" gibi, "ama olur mu ki bu" gibi olumsuz kördüğüm sesler nefesler yazılar izler üretmeden türetmeden, onun yerine herkes gâyet kendiliğinden bildiğin herbişeyleri ve herşeyleri kolayca en cici çözümlere ulaştıracak yol ve yöntemlere açmış beyninin kapılarını pencerelerini antenlerini alıcı verici tüm hücrelerini, karşılıklı sonsuz saygı ve sonsuz sevgi ve hoşgörü ve tolerans ve nezâket atmosferi herkesçek anayasal ilkesel prensipsel özvazîfe sorumluluk bilinciyle kucaklanılmış kuşanılmış, özetle hepbirlikte basbayaaa hadibismillah denmiş ... 

... bi inanmış gibi yapın böyle bir ortamın olabildiğine az bi bakalım, acele etmeden ...

... bunu artık nerede okuduğunuz da hiç farketmeksizin, evde dışarda otobüste bahçede dağda denizde, neredeyseniz şu an;
 neticede buraya kadar bile okuyabildiğinize göre iyi kötü birazcık boş bir vaktiniz varmış yâni sonuçta, öyle ya, di mi?

... şimdi yazık olmaz mı bu güzelliğin ta orta yerine "ama olmaz ki" gibi olumsuz bir laf ekerseniz, "yaaa, keşke olsa, ama nerdeee, hani kime anlatacaksın, baksana herkes ne vahim beterlikte ayakta uyutturuyo sömürttürüyo kendini" gibi, "ütopya bunlar, uçmuşsun sen" gibi kanserojen oyunbozanlıklarla gelirseniz, birazcık ve de resmen ayıbetmiş olmaz mısınız, iyi düşünün ...

... "mutlakâ bi psikopatlar çıkacaktır yine" gibi bir şomluğu ille de buraya da boşaltmak zorunda mıyız?

... çünkü zâten biz en baştan "herkes" derken, "hepbirlikte" derken, "topluca" filân derken, zâten herkimler bütünün hayrına bir sağlam vicdan frekansında titreşme çabasındaysa, sâdece ve birtek o iyilikteki, o liyâkatteki insancıkların birleşme kararını nihâyet gerçeğe dönüştürmesinden bahsediyoruz, yâni zâten öbür türlüsünün aslâ mümkün olamayacağını biz de biliyoruz herkes gibi, ve bak yine herkes dedim, ve yine tam da o anlamda dedim, çok da zor değil yâni buna olur vermek, yâni ille de bozmaya çürütmeye engel olmaya niyetli değilseniz ...

... SONSUZ VAROLUŞLARI VAREDEN O YEGÂNE AŞKINA ...

... vesselâm.

... kardeşiniz,


:::

#BenimBaşkanımDeğil #BenimBaşkomutanımDeğil #BarışçılSivilİtaatsizlik #HiÇ1PaRTi #TümParticiliklerYargılanacak #VekillikÇöpe #OnlineDoğrudanDemokrasi #SâdeceHalk #HiçbirineOyYok #TopuDaKukla #TopyekûnTamBoykot #MeşrûlaştırıcılığaSon  #GeziRuhu #ŞeffafDevrim 
#ParasalSistemeSon #NeNakitNeDijital #İmececiDayanışmacıDüzen #İletişimHakikiAltındır #UyanUyan #VakitOVakittir #SATANiZMdeğilSANATiZM


7.07.2021

Kendi adıma defâtıncı kez tekrar ediyorum

Kendi adıma defâtıncı kez tekrar ediyorum - artık tutuklanır mıyım, vurulur muyum, süründürülür müyüm bilemem, ve 'defâtıncı' gibi bir kelimeyi de sanırım koskoca Türkçe dili dâhilinde ilk kez ben mi uydurup kullanmış oldum, onu da bilemiyorum, ama -;
 ben şahsen ortada herhangi bir meşrû Cumhurbaşkanı göremiyorum, herhangi derken de, sâdece ülkemizde değil, hiçbir yerde.

Cumhurbaşkanı veyâ Başbakan ve Bakan vesâire oldukları iddiâ edilen figürleri ısrarla meşrûlaştırmayı tercih ettikleri için de (ve yalnızca bu sebepten ötürü de değil tabi) ortada herhangi bir meşrû siyâsî particilik de, meşrû bir resmî devlet ortamı da göremiyorum.

Bu kapsamda, bu konuya 'saygı' gibi bir kavramı malzeme ederek beni saygısızlık ve hakâret etmiş olmakla filân suçlayacak olanlar ile de herhangi bir muhataplığım da olamaz, zira konu eğer saygı olacak ise, o zaman bi kere baştan ben de herkes kadar bir insanım, bir beynim var, bir görüşüm var, ve ortadaki durum ve vaziyetle ilgili görüşümü de böyle açık bir biçimde deklere edişim tam tersine saygısızlık değil, dürüst olduğum için direkt saygının ta kendisidir;
 ama kime, neye saygı?
 
... hayata, insanlığa, kendime;
 hakka ve hakikate, şimdiye ve geleceğe, ve oldu bittiye getirilmek ve manipüle edilerek örtbas edilip olmadığı hâli bize yedirililp yutturulmak istenen geçmişin de, herşeyin de hakiki özüne saygı;
 dayatılan yalan ve sahte hâline değil ...

Ben ortada bildiğin suç görüyorum, kötülük görüyorum, kukla çeteler ve işbirlikçi meşrûlaştırıcı işbirlikçi suç ortakları olan sözde 'muhâlif' ve yandaş particilikler- ve satılmış sahte bir medya görüyorum, ve bu gördüğümü de olduğu gibi aktarıp not etmekle mükellefim.

Hiçkimseye hakâret etmiyorum, hiçkimsenin canına da, malına da kastetmiyorum, aslâ ve hiçbir zaman şiddete veyâhutta dağıtıp dökmeye ve kargaşaya da dâvet ve teşvik etmiyorum, tersine;
 şu an dayatılan mevcut manipülasyona ve şiddete, suça ve karanlığa karşı hepbirlikte mümkün olduğunca en sağduyulu ve sâkin bir biçimde, bilgece âciliyet sırasınca tüm konuların masaya yatırılacağı şeffaf ve insancıl bir iletişim ortamının zorunluluğunun idrâk edilmesi peşindeyim, tek derdim bu.

Hepimize bir değil, türlü sayısız kötücül oyunlar oynanıyor, ve hepimize derken, sâdece ülke veya millet olarak 'bize' değil, tüm dünyaya ve tüm insanlığa anlamında hepimize.

Bu yüzden bu mevcut sistem ve gidişat dâhilindeki herhangi bir sözde 'medya' veyâ sözde 'resmî' ortam üzerinden de herhangi bir çözümün mümkün olamayacağını savunuyorum.

Gerçekten çözüm isteyenlerin de kafayı ne kişisel olarak bana veyâ başkasına takmak yerine, vaziyetin vehâmetinin de gereğince bilincinde olmasını bekliyor ve şart koşuyorum bu yüzden.

:::

Tekrar ediyorum, defâtıncı tekrârıncı kez yine ve yeniden tekrar ediyorum:

Bu şuursuzluktan, bu kaostan, bu ego rekâbetçiliğinden, bu gayrıciddiyetsizlikten, bu riyâkârlıklardan, tüm bu şovmenliklerden ve divalıklardan, tüm bu tezgâhlardan ve bahâne üretim fabrikalarından bıktım, bıktım usandım ben, yemin ediyorum, bıktım.

:::

Hakiki çözüm isteyenler şu hep önerdiğim şekilde artık particilikler-, mezhepçilikler- ve -izm'lerüstü SÂDECE HALK olarak Barışçıl Sivil İtaatsizlik kararlılığında Topyekûn Tam Boykot tavrında birleşilmesi zorunluluğunu da kabûl eder;
 tüm birbirinin karşıtı görüşteki tüm uzmanların birbirleriyle yüzleştirileceği SANSüRSüZ, SüRE LiMiTSiZ ve REKLAMSIZ olması koşullu interaktif Canlı Yayın ortamının sağlanması, ve küresel çapta simültane eylemsellikler zinciri planlanmak üzre ortak stratejiye odaklanılması çağrısıyla da tüm grup adminlerinin ve kanal sahiplerinin birleşmesi için hepbirlikte çaba gösterilmesi zorunluluğunu da kabûl eder.

Artık particilik ve politikacıların yerine âciliyet sırasınca SÂDECE KONULARIN OYLANACAĞI bir Online Doğrudan Demokrasi'ye geçişe odaklanılması zorunluluğunu da kabûl eder.

Ülkede ve dünyada, vesselâm.

... kardeşiniz,

::: 

#BenimBaşkanımDeğil #BenimBaşkomutanımDeğil #BarışçılSivilİtaatsizlik #TopyekûnTamBoykot #HiÇ1PaRTi #SâdeceHalk #GeziRuhu #ŞeffafDevrim #OnlineDoğrudanDemokrasi #İletişimHakikiAltındır #UyanUyan #VakitOVakittir #TümParticiliklerYargılanacak #VekillikÇöpe #HiçbirineOyYok #TopuDaKukla #MeşrûlaştırıcılığaSon #SizYüzde1Biz99 #BizBuOyundaYokuz #SATANiZMdeğilSANATiZM

5.06.2021

Kıyâmet'in Orta Yerinden Canlı Yayın

evet, sayın seyirciler
evet, sayın seyirciler
evet, sayın seyirciler
evet, sayın seyirciler

hayır, sayın seyirciler
hayır, sayın seyirciler
hayır, sayın seyirciler
hayır, sayın seyirciler

evet, sayın
evet, sayın
evet, sayın
evet, sayın

hayır, sayın
hayır, sayın
hayır, sayın
hayır, sayın

seyirciler
seyirciler
seyirciler
seyirciler

25.03.2021

... dikkat, nisbeten uzun yazıdır!



... İstanbul Sözleşmesi bir yemdir yalnızca, Hegel Diyalektiği Stratejisi gereği birçok farklı yemden sâdece biridir, ve onun feshedilmesini savunan da, feshedilmesine tepki gösteren de bu yemi yutmuş olur, maalesef.

... içeriğinde madde madde sıralanan temel haklar tartışılmazdır, hattâ bir insanın tercihi kendi hemcinsi olan bir partnerle nikâhlanmaksa, bu kendi özgür irâde tercihidir, konu buysa;
 nasıl ki kürtajı yasaklamanın sonucu olarak yine de kürtajını yaptırıyor o kararı veren, 'yasadışı' ve 'karanlık' yollardan da olsa, sağlıksız ve tehlikeli koşullar altında da olsa, sen yasaklasan da yine gideceği yola gidecektir gidecek olan, her konu için ve herkes için geçerlidir bu.

... fakat aynı şekilde - sözleşmenin feshedilmesi veyâ uygulanması konusundan tamâmen bağımsız olarak - sapık da, tecâvüzcü de, pedofili de, organ mafyası da, tüm o pislik olayların tümü de sen sözleşmeyi Taksim Meydanı'nın göbeğinde bayrak olarak da sâbitlesen devlet olarak, o bataklığın kendisi kurutulmadıkça yine olmaya devam edecektir, ve bunu şimdi şu sözde 'muhâlif' medya üzerinden verilen "ama sözleşme sâyesinde kadın cinâyetleri azaldı" propagandası üzerinden tartışmanın da herhangi bir anlamı olduğunu düşünmüyorum şahsen, tümü duyup gördüğümüz, sâdece duyup görebileceğiniz şekilde ortaya çıkabilen olaylardır neticede.

... ve sen kalkmışsın, zâten bizzat bi ton suçtan yargılanması gereken, ve gerçekte Anayasal çerçeveden bakıldığında aslında meşrû Cumhurbaşkanı bile olmayan bir kukla çete elebaşısından "yap bi güzellik be abi be" diye talepte bulunuyosun, bi kendinize gelir misiniz artık lütfen, arkadaşlar yâni?!?

... HERŞEYiN GERÇEKTEN DüZELMESiNi GERÇEKTEN iSTiYOR MUYUZ?!?

... o zaman - bana ister küfredin, ister ne derseniz yine deyin - bu politikacılar ve particilikler ve mevcut sözde 'resmî' ortam üzerinden herhangi bir çözüm kovalamaktan vazgeçmemiz gerekiyor öncelikle, maalesef.

... ve bu aslâ dâvâdan vazgeçmek değildir, tam tersine;
 bu dâvâda gerçekten ciddî isek, o zaman asıl ve meşrû olan zeminde toplaşmamız gerekiyor, ki o da bu politikacıların boy gösterdiği o boka batmış zemin değildir, şunu bi anlayın lütfen artık!

... hak ve hukuk pazarlığa açık değildir.

... istense komple birleşilebilir, bildiğin iyilikte güzellikte, ama siz hâlâ yönünüzü kaçak saraya çevirmiş, bir kukla çete elebaşısını kıble yapmış, iknâya çalışıyorsunuz, siz iyi misiniz?!?

... ve neden yem.

... çünkü - yine ister küfredin, ister ne derseniz yine deyin - Avrupa Konseyi filânlar melek yüzlü Satanist'tir, temeli Masonik bi kere bunun.

... adamın biri kızını bodruma kilitleyip yıllarca tecâvüz ediyor, ve kendi kızından torunları oluyor, kimisini öldürüyor, ve yıllar sonra bu olay ortaya çıkıp adam hapse atıldıktan sonra ona "bu hikâyenin kitabını yazmak istemez misiniz?" diye teklif yapılabiliyor;
 işte Avrupa Konseyi.

... insanı konuşturtturtmayınız.

... "ne yâni, feshedilmesini mi savunuyorsun?" demeyin bakın bana lütfen hâlâ.

... yav, kim ki Erdoğan?!?

... ve Kılıçdaroğlu, ve Merâl vesâire?!?

... topu da aynı tezgâhın kuklası hepsi, uyanın artık, uyanın!

... bu sözleşmeyi - içeriğinden bağımsız olarak - sırf 'resmî' düzeyde geçerli saymak, bizzat Küresel Siyonist Ajanda'yı meşrûlaştırmaktır.

... "bak, demek ki feshedilmesini savunuyorsun sen de, seni gidi yavşak AkTrol seni!" dediğinizi duyar gibiyim yine bak, fakat hayır, sözleşmeyi de savunmuyorum, feshedilmesini de savunmuyorum, ama bunu anlayabilmeniz için o kitlevî kutuplaştırılmaca hipnozundan kendi rızânızla çıkmanız gerek mecbur, yoksa anlayamazsınız, maalesef.

... "ha, sen çok akıllısın, biz hepimiz salağız, öyle mi, sen kendini çok bişey sanıyorsun herhâlde?" diyeceksiniz şimdi de, ucuz ya, ânında görüntü.

... Hak, Hukuk ve Adâlet o işbirlikçi meşrûlaştırıcı suç ortağı Kılıçdaroğlu ve Merâl giller ile de, o Bilderberg'çi Berberoğlu ve Mason Soyer gillerle de gelmeyecek.

... çünkü Erdoğan'ın iplerini ellerinde tutanla onların iplerini ellerinde tutan aynı odak.

... çözmek istiyorsanız, ülkedeki ve dünyadaki sorunu sıkıntıyı bitirmek istiyorsanız, çok daha ciddî olmak zorundasınız, arkadaşlar, çok çok çok daha ciddî olmak zorundasınız.

... çağın teknik olanağı buna uygun artık.

... fakat siz daha hâlâ kümelere bölünüp burnunuzun ucuna tutulan havuçların peşine takılarak oyalanıyorsunuz, üstelik de kendinizi doğruda zannedişlerle avunarak.

... çözümün anahtarı ne Recep Tayyip'in, ne Kılıçdaroğlu ve Merâl vesâiregiller tayfasının, ne de Avrupa Konseyi zıkkımının ya da Siyonist Biden'ın değil, bizzat kendi elinizde, ama görmek istemiyorsunuz.

... çünkü o diyo "sen AKP'lisin", öbürü diyo "sen gâvursun" ...

... o zaman daha ne diye uğraşıyorsunuz ki?!?

... hadi dünyayı geçelim, ve dünyaya bire bir milyon yansıyan ve bu sorumluluğun vebâlini de sırtına yüklenmiş Görevli Ülke Anadolu olduğumuzu da bir kenara bırakalım, sorun sâdece kendi ülkemizden ibâretmiş diyelim hadi, farzedelim ve de varsayalım ki;
 ülke nüfûsunun %80'i - bakın, ara ara yazdıklarımı okumuş olanlar bilir, ben bunu da habire tekrar edip dururum da zâten - ülke nüfûsunun %80'i Erdoğan'ı da, o parti olacak çetesini de istemiyor ...

... bak, boru değil hea, %80!!!

... ve bu %80 neden ortada bir birleşmiş bütün olarak görülür değil, bilin bakalım?

... evet, particilikler yüzünden.

... yoksa detaylardaki ve dünya görüşlerindeki farklar yüzünden filân değil, sâdece ve direkt particilikler yüzünden.

... çünkü hepimiz çözüm istiyoruz zâten, ama çözüm kapısı olarak sandık dayatılıyor, ve bu %80'in yarısından fazlası da bu yemi yutuyor hâlâ maalesef.

... oysa, sırf "çözüm istiyor muyuz?" sorusunda bile birleşmeye niyetlensek sâdece, bu bile tüm %80'i de, o "AKP'li" diyerek hem gerici salak îlân ettiğin, hem de hâlâ pazarlık yapmaya çalıştığın kitlenin bile belki en az yarısının da bu birleşime katılmasına yeter ve artardı bile.

... ama hiç parti ve politikacı bulaştırmadan araya.

... reklamlı medyaları da hiç bulaştırmadan.

... çünkü ciddîysek, oyun oynamaktan vazgeçmek zorunda herkes.

... halk olarak kendi ortak kararımızla olağanüstü hâl ve seferberlik frekansında olmak zorundayız çözüm istiyorsak.

... ve eğer çocuklarımızın geleceği gerçekten umurumuzdaysa, o zaman mevcut sistemi de durdurmak zorundayız, yâni 'normal' diye şartlandırıldığımız şu alışverişli kariyerli rozetli gravatlı ticâretli sahte yetişkin filmini iptâl etmek zorundayız, kocaman tek bir âile olduğumuzu kabûl etmeliyiz.

... âilede büyük küçüğe "bana para vermezsen sana ekmek yok" der mi, demez.

... anneler birleşip öncülük edecek zâten.

... sözleşmeyi değil, içindekileri hedef alın.

... o içindekileri gerçek âdil eşitlik ilkesi doğrultusunda uygulamak istiyor muyuz, ona odaklanalım.

... polisin de, askerin de, savcının da, her bir meslekten de herhangi bir erkeğin psikopat ve/veyâ tâcizci, kâtil sapık vesâire olması olasılığının olduğu bir ortamda o sözleşme feshedilmese nolcak, feshedilse nolcak, feshedene bak üstelik, ciddîye alıyorsunuz üstelik!!!!!

... kadınlar arasında da var psikopatlık üzre olanlar, bu arada.

... ergenlik çağındaki çocuk yaştaki gençler arasında da var.

... dolayısıyla önce komple bir ayıklamaca gerekiyor.

... peki bu ayıklamacanın en pratik, en kolay yolu nedir sizce?!?

... "Sözleşmemizi isteriz!" diye Recep Tayyip'ten talepte bulunmak mı?!?

... tabi ki hayır.

... "ben psikopat da, tecâvüzcü de, sapık da, pedofili de, organ mafyası da, hırsız da değilim, kâtil de değilim, çiçeği de ezmem, kediye köpeğe de aslâ kötü davranmam" diyebilen herkes bir adım öne çıkacak, ama internet üzerinden canlı yayında.

... yalan söyleyen olursa, mutlakâ onu tanıyan birileri de çıkıp "yalan söylüyor" diyecektir.

... kim kimi suçluyorsa da bu suçu kanıtlamak zorunda olacak elbette.

... diyorum ya, annelerin öncülüğünde, kızların gönüllü moderatörlügünde, herkes tek tek "benim adım şudur, yaşım şudur, evliyim/dulum/bekârım, şu kadar çocuğum, şu kadar da baktığım hayvan dostum var veyâ yok filân diyecek, otomatik olarak damla damla göl olacak, kayda geçen canlı video konferans bağlantısıyla particilikler-, mezhepçilikler- ve -izm'lerüstü #SâdeceHalk olarak #BarışçılSivilİtaatsizlik kararlılığında #TopyekûnTamBoykot tavrında birleşerek hepbirlikte toplamda kaç kişi olduğumuzu ve herkes de kimliğini ve tüm özet özgeçmişini şeffaf bir biçimde ortaya koyarak böylece capcanlı bir canlı imzâ seferberliği yapılmış olacak, ve muhatap olarak da herhangi bir politikacı, sözde 'bakanlık' falan filân değil, bizzat kendimiz olucağz, bizzat kendimiz, muhatabımız kendimiziz diyceğz, biz milletiz, egemenlik bizimdir diyceğz, hem de kayıtsız ve de şartsız olarak!

... ve hep tekrar ettiğim gibi yine şunu da ekleyeyim elbette:

Her kim "ben şu konuda uzmanım" diyorsa, hangi konu ve branş olduğu da hiç farketmeksizin, ve kimler "ben de şu konuyu, bu konuları araştırdım" diyorsa, görüşü mörüşü ne olduğu da hiç farketmeksizin, tümü de birbirleriyle yüzleştirilecek.

... ve tüm bunların, yâni hepimizin tek tek kendimizi kısaca tanıtarak "ben bir çözüm çabasına varım!" diyeceği video konferansları silsilesinin de, uzman ve araştırmacıların yüzleştirileceği zeminin de kesinlikle SANSüRSüZ, SüRE LiMiTSiZ ve REKLAMSIZ olması koşulunu şart koşucağz;
 ve tümü de interaktif olacak, yâni heryerden herkesin rahatça ve ücretsizce erişip soru ve görüş ve şikâyet bildirebileceği bir katılımcılık üzre olacak tümü de.

... çözüm istiyorsak çağın mevcut olanağının sunduğu imkân doğrultusunda en ve yegâne meşrû yol ve yöntem bu.

... artık particilikler ve politikacılar değil, ÂCiLiYET SIRASINCA SÂDECE KONULAR OYLANACAK.

... bir #OnlineDoğrudanDemokrasi yâni.

... endişe ve kaygılarınızı, bu öneri ve fikir ile ilgili karamsarlığınızı filân da direkt o ortamın kendisinde saklamak zorundasınız.

... tek yol bu.

... ha, çözüm değil de, çatışma ve çözümsüzlük ve daha çok kaos, ve daha çok bölünme ve kutuplaşma mı istiyorsunuz?

... o zaman yine politikacıları kıble yapmaya devâm edin kendinize.

... ama çözüm mü, gerçekten gerçek bir çözüm mü istiyorsunuz?

... o zaman bu dediğimiz öneri ve fikir doğrultusunda bizzat katılıp "ben varım!" diyeceksiniz.

... herhangi bir particiliği, bir politikacıyı, bir sözde 'rûhânî önderi', herhangi bir 'ideolojiyi' reklam renginde dayatmaya kalkışan herkes de kendi kendini otomatik olarak diskalifiye etmiş olacak.

... elbette en ufak bir biçimde herhangi birine herhangi bir saygısızlık, hakâret ve sataşma filân da aynı sonucu, yâni diskalifiye olma sonucunu getirecek.

... çözüme ve kardeşliğe ve barışa giden yolda öncülük edeceksek, bunun yolu bu.

... ama kan ve gözyaşına devam diyorsanız, açlığa sefâlete ve çözümsüzlüğe devam diyorsanız, o zaman o riyâkâr politikacıların peşine takılmaya devâm edin, kimse tutmuyor.

... ve fakat şunu da tekrar hatırlatmak isteriz:

Demokrasi'nin ve Cumhuriyet'in anlam ve amacı vekillik değil, milletin egemenliğidir, hem de kayıtsız ve şartsız olarak.

... dolayısıyla ona göre düşünün yâni.

... günümüz teknik olanağı buna imkân tanıyor artık.

... vekile ihtiyâcımız yok.

... tüm konular âciliyet sırasınca masaya yatırılacak, uzmanlar sunumlarını yapacak ve birbirleriyle yüzleştirilecek, gerisi çorap söküğü.

... yemlere yüz vermeyelim, ve hakiki çözüm çabasında birleşmeye odaklanalım, vesselâm.

Kardeşiniz,

#HiÇ1PaRTi
The UYANDIRMA SERViSi & UYAN UYAN SANATiZM & Artizm
Varlığa Saygı
Dolphinz and Whalez R Sacred
All Children Must Be Allowed 2 Have Petz ve 'Almancı Nesiller' grup ve Sayfaları'nın 
kurucu admini;
 bağımsız anarko-melâmî sanatkâr ...
... ve barış aktivisti.

:::

... #BenimBaşkanımDeğil #BenimBaşkomutanımDeğil #BarışçılSivilİtaatsizlik #TopyekûnTamBoykot #HiÇ1PaRTi #SâdeceHalk #GeziRuhu #ŞeffafDevrim #OnlineDoğrudanDemokrasi #VekillikÇöpe #SâdeceKonularOylanacak #TümUzmanlarYüzleştirilecek #İletişimHakikiAltındır #UyanUyan #VakitOVakittir #TümParticiliklerYargılanacak #TopuDaKukla #HiçbirineOyYok #MeşrûlaştırıcılığaSon #SATANiZMdeğilSANATiZM 

:::
:::
:::

Uluslararası 'HiÇ1PaRTi' | 'NoPoliticalPartiezAtAll' fb-Sayfası & fb-grubu & telegram grubu & telegram kanalı:





:::

Türkçe dilinde 'The Uyandırma Servisi' fb-grubu & 'Uyan Uyan' fb-Sayfası:



:::

Türkçe dilinde 'Sâdece Halk' whatsapp grubu:


:::

Sâdece Anneler/Kadınlar için açılan Türkçe dilinde 'Evrensel Anneler Birliği' whatsapp grubu:


🌻